Kava-kava, Kava-kava, Piper methysticum
KAVA-KAVA
Hafif Zehirli
Kava-kava, Kava-kava, Piper methysticum G. FORSTER, Syn: Macropiper methysticum , Macropiper latifolium MIQ, Piper inebrians SOLAND.
Kawa-kawa
Kava biberi Keyif biberi Mest biberi
Korku biberi
Sera biberi
Familyası: Karabibergillerden, Pffergewâchse, Piperaceae
Drugları: Kava-kava kökü; Kava-kava rhizoma
Kava-kavanın kökleri çay, tentür ve natürel ilaç yapımında kullanılır. Uzun süre (6 ay) veya yüksek dozajda kullanılması mahzurludur.
Giriş: Kaptan Jume, Cookun II.Dünya gezisine katılan botanikçi J.G.A.FORSTER ilk defa (1772-1775) Polinesia adalarında yaşayan yerlilerin Kava-kava kökünden elde ettikleri içecekler içtiklerini gözlemlemiştir. Ada yerlilerinin genellikle eğlence ve şenliklerde içtikleri ve şuur daha da açılırken sinirsel rahatlama görülürken kaslarda gevşeme uyuma gibi haller görülmüştür. Avrupa?da ilk defa 1958 yılından itibaren Kava-kava kökü üzerinde geniş çaplı araştırmalar yapılmıştır ve natürel ilaçlar üretilmiştir. Karabibergillerin takriben 1000?in üzerinde alt türü mevcuttur ve bunların büyük bir kısmı sarmaşık şeklinde iken Kava-kava, Y.Kava-kava (P.wicmanii) ve Sanktum Kava-kavası (P.Sanctume) gibi türler ise dikey olarak yükselirler. Bizi en çok Kava-kava (P.methysticum) ilgilendirdiğinden bunun üzerinde duracağız.
Botanik: Vatanının büyük ihtimalle Papua Yeni gine olduğu tahmin edilmektedir ve buraya yakın olan Pasifik adalarından Polinesia, Meknosia ve Mikronesia adalarında yetişmekte veya yetiştirilmektedir. Kava-kava 1,5-4m boyunda, gövdesi boğum boğum, dikey olarak yükselir ve kökü 2-10kg ağırlığında, sulu, dışı grimsi esmer, içi beyazımsı sarı ve oldukça da sık yan köklere sahiptir. Yaprakları 10-30cm uzunluğunda ve 10-25cm genişliğinde kalp şeklinde, üzerinde 9-13adet ana damar bulunur. Üst yüzeyi koyu yeşil, alt yüzeyi çok narin tüylü, kısa saplı ve iki adet küçük yan yapraklara sahiptir. Çiçekleri sadece erkek çiçeklerden oluşur. Bu nedenle de çoğalması gövdesindeki düğümlere keserek toprağa hafif gömmekle olur.
Yetiştirilmesi: Türkiye?nin Akdeniz, Ege ve Marmara bölgesinde seralarda yetiştirilebilir. Avrupa?da özellikle de Almanya?da seralarda yetiştirilmektedir
Hasat zamanı: Kökleri çıkarıldıktan sonra iyice yıkanır, kurutulur ve bundan çay veya natürel ilaç veya da taze olarak ince ince kıyılır ve tentürü yapılır.
Birleşiminde: Geniş bilgi: Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp isimli kitabımızda mevcuttur.
Araştırmalar: Geniş bilgi: Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp isimli kitabımızda mevcuttur.
Tesir şekli: Geniş bilgi: Şifalı Bitkiler ve Alternatif Tıp isimli kitabımızda mevcuttur.
Kullanılması:
a) Araştırmalara göre başta korku, her türlü korku, endişe ve sıkıntı, huzursuzluk, stres, panik, sara, ruhi çöküntü (depresyon), uyuyamama, korkulu rüya görme, idrar tutamama, kas krampları ve sinirsel rahatsızlıklara karşı kullanılır.
Açıklama: Deprem, sel, yangın, heyelan gibi bir felaket sonucu korkma veya aile içinde aşırı geçimsizlik sonucu veya yılan akrep, örümcek gibi herhangi bir hayvandan korkma veya mezarlık, karanlık yerler, bodrum, araba, uçak, tren, vapur gibi taşıt veya mekânlardan korkma veya kendinde herhangi bir eksiklik hissederek endişe, sıkıntı ve korkuya kapılma gibi hallerde kullanılması gereken en önemli şifalı bitkidir. Şayet ameliyattan 2-3gün önce Kava-kava preparatı (çay, damla veya hapı ) alınır ise ameliyat korkusu büyük oranda azalır. İmtihandan 2-3gün önce öğrenciler Kava-kava preparatı alırlarsa imtihanda üzerlerindeki korkuyu büyük oranda yenerler. Ehliyet ve başka türlü mesleki imtihanlardan önce Kava-kava ilacı alanlar sınav sırasında pek sıkıntı çekmezler. Kava-sinirsel rahatsızlıklarda özellikle de depresyon (ruhi çöküntü), huzursuzluk, stres, korku, gibi rahatsızlıklarda Kılıç otu ile çayı veya damlası eşit oranda karıştırılarak kullanılmalıdır. Uyuyamama, sık sık uyanma, derin uyuyamama gibi rahatsızlıklarda Kedi otu kökü ile Kava-kavanın çay veya damlası aynı oranda karıştırılarak kullanılır ise daha etkili olur. Kava-kavanın bir diğer önemli özelliği ise Sara hastalığına karşı etkili ve de iyileştirici olmasıdır. Bu konuda da oldukça çok araştırmalar yapılmıştır. Kava-kava çayı, damlası, hapı veya kapsüllerini alırken hemen 1-2günde etki edeceğini düşünmemeniz gerekir. Yani en az 2-3hafta kullandıktan sonra etkisi görülmeye başlar. Fakat 3 aydan uzun süre alınması gerekir ise o zamanda doktor veya hekimlere müracaat edilmeli, onların olurları alınmalıdır. (3 aydan sonraki kullanım doktor gözetiminde olmalıdır). Alman Sağlık Bakanlığına bağlı olarak çalışan Federal ilaç kontrol merkezi 15.06.2002 tarihinden itibaren Kava-kavayı yasaklamıştır. Buna sebep olarak da bu bitkinin karaciğere zara verdiği iddia edilmiş ve 24 hastada görülen karaciğer rahatsızlıkları ve bir hastanın ölmesine sebep olarak gösterilmiştir. Yapılan araştırmalarda bu 24 kişideki karaciğer rahatsızlığının Kava-kavadan değil başka kimyasal ilaç kullanmalarından dolayı olduğu ve ölen kişinin de (81 yaşında) aşırı alkol kullanma nedeniyle sirozdan öldüğü belgelenmiştir. Bu nedenle büyük ilaç fabrikalarının Kava-kava üzerinde oynadıkları oyunlar çözülmeli ve yeniden serbest bırakılmalıdır. Filipinleri doğusundaki Makro nesin, Polonesia, Mikronesia gibi adalarda yaşayan insanlar binlerce yıldır bu bitkinin kökünden litrelerce çay yapıp içiyorlar. Bizde nasıl siyah çay içilirse onlarda da Kava-kava çayı içilir. Komisyon E?nin ileri gelen Profesörleri bu konuda ortak bildiri yayınlayarak alınan yanlış kararın düzeltilmesini istemişlerdir. (Ehk.6.02.377 ve Ehk. 7.2002)
Komisyon E?de bildiride ismi geçen uzmanlar;[/font]
1) Prof. Dr.Med. H.W.Bauer, Münih
2) Dr.Med. F.E.Brock, Batwörishofen
3) Prof. Dr.Med. W.Dorfsch, Münih
4) Prof. Dr.Med. C.Faust, Mains
5) ? ? .Rer. Nat. G.Grans, Regensburg
6) ? ? .Med. H.Frotz, Bergisch-Gladbach
7) ? ? .Phil. W.Gaus, Ulm
8) Priv. Doz. Dr.Med. K.Krafk, Bonn
9) Prof. Dr.Rer. Nat. U.Undeguist, Greifswalt
10) Prof. Dr.Med. D.Loew, Wiesbaden
11) Prof. Dr.Rer. Nat. A.Nahrstedt, Münster
12) Prof. Dr.Med. I.Roots, Berlin
13) Prof. Dr.S.Wellek, Mannheim
14) Dr.Rer. Nat. W.Widmaier, Stutgart
15) Dr.Med. A.Wiebrecht, Berlin
16) Dr.Med. M.Wiesenauer, Weinstadt
17) Prof. Dr.Rer. Nat. H.Winterhoff, Münster
18) P.A.Zizmann, Hechingen (NHP.8.02.03)
Çayı: Bir kahve kaşığı Kava-kava kökü demliğe konur ve üzerine 300-500ml kaynar su ilave edilerek 5-10dk demlenmeye bırakılır ve bu çay 3?e bölünerek süzülmeden sabah-öğle-akşam içilir.
Çay Harmanları;
Homeopati?de: Kava-kava kökü topraktan çıkarıldıktan sonra yıkanır, ince ince doğranır, 50gr?ı bir şişeye konur ve üzerine %70?lik 500ml Etanol ilave edilir. Şişe güneş ışınlarından uzakta iki günde bir çalkalamak suretiyle 4-6hafta muhafaza edildikten sonra süzülerek Homeopati?de ?Piper methysticum? diye adlandırılır. Bu tentürden günden 3-4defa 10-15damla 6-8hafta süreyle alınır. Yukarıdaki çay harmanları ile de aynı şekilde posyonlar (tentür karışımı ) hazırlanabilir.
Yan tesirleri: Aşırı dozda veya 3 aydan fazla çay, tentür ve kapsülü alınır ise yorgunluk, kalp çarpıntısı, terleme, uyuyamama, görme bozuklukları ve deride sarama gibi haller olabilir. İlaç almayı bıraktıktan belli bir süre sonra bu rahatsızlıklar kaybolur. Ayrıca kimyasal ilaçlardan Barbitüratlar, Psikopharmalar ve alkolle alınırsa etkisi %50 oranında artabilir.
Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı sağlıklı yaşayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır.Gökçek İksir'i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir.
Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yağlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.Akşam yemeği yerine yoğurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yağ oluşturur.Çünkü nişasta glikoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerek vücutta depolanır.Şeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoğaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı şeker içeriler.Gökçek Diyet